‘Tatil’ Kategorisi İçin Arşivler

Tatil Cennetleri : Çeşme

Yazar: admin 0 Yorum 6 Aralık 2011

Çeşme ilçesi, İzmir ilinin batısında yer alır. Doğudan Urla, kuzeyden Karaburun, batı ve güneyden Ege Denizi ile çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 5 metredir. Yüzölçümü 260 km²’dir. 1 beldesi (Alaçatı) ve 4 köyü bulunmaktadır.

2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre, ilçenin toplam nüfusu 37.372’dir. Bu nüfusun 25.257’si şehir merkezinde, 12.115’i ise belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçede 13 ilköğretim okulu, 5 ortaöğretim kurumu bulunmakta; 4.532 öğrencinin eğitim gördüğü okullarda, 247 öğretmen görev yapmaktadır.

Sağlık hizmetleri 1 devlet hastanesi, 2 sağlık ocağı, 1 sağlık evi tarafından verilmektedir. Bu kurumlarda 27 doktor, 4 sağlık memuru, 26 hemşire ve 28 ebe görev yapmaktadır. İlçede ekonomik yapıyı turizm belirlemektedir. İç ve dış turizm açısından ülkemizin sayılı merkezlerinden olan Çeşme’nin, turizmdeki öneminin önümüzdeki yıllarda çok daha artacağı öngörülebilir. Yarımadanın ilk antik yerleşim yeri olan Ildırı (Erythrai), ilçenin görülmeye değer tarihi zenginliklerinden biridir.

Pausanias’a göre, Erythrai (Ildırı), Giritliler tarafından kurulmuştur. M.Ö. 7.yy’da tiranlar tarafından yönetilen kent M.Ö. 560 tarihinde Lidya egemenliğine girmiştir. Kent İskender tarafından özgürlüğüne kavuşturulana dek Pers egemenliğinde kalmıştır. Oldukça güzel taş işçiliğine sahip surlarla çevrilidir. Kentte yapılan arkeolojik çalışmalarda, M.Ö. 7.yy’ın 2. yarısına tarihlenen Athena Tapınağı ve Tiyatrosu açığa çıkarılmıştır.

Çeşme yöresi, XI. yy. sonlarında büyük Türk denizcisi Çaka Bey ile Türk egemenliği ile tanışmıştır. Osmanlı egemenliğine geçişi, XIV. yy. sonlarındadır. En çarpıcı Osmanlı eserlerinden biri burada bulunan Çeşme Kalesi’dir. Çeşme ve çevresinde yapılan kazılarda elde edilen eserler Çeşme Kalesi içindeki müzede sergilenmektedir. Kaleye ek olarak bir de kervansaray bulunmaktadır.

Kategoriler: Tatil | Etiketler: , , , ,

Tatil Cennetleri : Marmaris

Yazar: admin 0 Yorum 3 Aralık 2011

Marmaris Coğrafi konumu nedeniyle Akdeniz ve Ege Denizinin kavuştuğu yerde, önemli bir liman ve sahil kentidir. Bu nedenle ilk çağdan günümüze kadar Ege ve Akdeniz arasında önemli bir geçiş noktası olmuştur. Gerek Marmaris’in gerekse çevresinin kıyı yapısının çok girintili çıkıntılı olması, iyi korunmuş koyları ve limanları bulunması bu bölgenin Asya, Avrupa ve Afrika arasında önemli bir bağlantı noktası olmasını sağlamıştır.

Yüzyıllar süren Karya tarihi içinde yer alan Marmaris ve çevresi, Rodos ve Mısır arasındaki ticari yol nedeniyle bir deniz üssü haline gelmiş, zaman zaman diğer Ege limanlarına rakip olabilmiştir. Hatta bu konumu yüzünden sahillerden uzak ve denize ulaşmak isteyen kentlerin istilalarıyla da karşı karşıya kalmıştır.

Karya bölgesi yaklaşık olarak bugünkü Muğla ilini kapsayan topraklar üzerindeydi diyebiliriz. Ancak bu bölgede Karya’lılardan önce hangi halkların yaşamış olduğu hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz. Bazı tarihçilere göre İÖ 2000’lerde ve belki de daha önceleri yaşayan Luviler bu bölgenin yerli halkıydı. Karya’lılarla Lelegler de bunlardan sayılır.

Karya’lılar güçlendikten sonra Finikelilerin egemenliğindeki Rodos adasını zorlu savaşlar sonunda ele geçirdiler. Daha sonra Delos dahil bütün ege adalarını fethettiler. (İÖ 3000) ve kısa bir sıra sonra da Girit’e ve Minos’a egemen oldular.

Karya’lıların bu egemenliği Minos kralı Mene zamanına kadar sürdü; ancak Mene uzun mücadeleler sonucunda Karya’lıları Girit topraklarından atmayı başardı. Karya’lılar adalardaki egemenliklerini bırakıp Anadolu yarımadasına döndükten sonra uzun bir süre toparlanamamış, çevredeki bazı halkların saldırısına uğramış, onların egemenlikleri altına girmiş, ancak yine de Marmaris’i ellerinde tutmayı başarmışlardır.

Kategoriler: Tatil | Etiketler: , , ,

Tatil Cennetleri : Kapadokya

Yazar: admin 0 Yorum 29 Kasım 2011

60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin zamanla rüzgar ve yağmur tarafından aşınmasıyla ortaya çıkan doğa mucizesi Kapadokya, uzun dönemler Hristiyanlığın önemli merkezi konumunda olmuş. Kayalardan oyularak yapılan evler bölgeyi devasa bir sığınak görünümüne daha da çok büründürmüş. Doğanın gücü Peribacaları’nı oluştururken bir yandan da bu peribacalarının içlerine evler yapılarak, o zamanların izlerini kalıcı olarak bizlere bırakmışlar. Günümüzde turizm açısından büyük bir öneme sahip olan Kapadokya, korunmaya alınan bölgelerin en iddialı ve en ilginç yerlerin başında geliyor.

Tarihi dokusu ile coğrafi mucizeyi bir arada gördüğünüzde şaşkınlığınızı gizleyemeyeceksiniz.
Nevşehir-Kapadokya’ya giderken mevsimi iyi belirlemeniz gerekiyor, aksi taktirde kış aylarında soğuk ve yağışlı havaya, yaz aylarında ise kavurucu sıcaklara hazırlıklı olmanız gerekiyor. İlkbahar ve sonbaharın başı bu geziniz için ideal zaman olacak…

Uçhisar’dan başlayacağınız gezintinize, Göreme, Ortahisar ve Ürgüp rotasını izleyerek devam edebilir; Avanos’a gidebilir ve yol üstünde Kızılçukur’da olağanüstü günbatımı manzaralarını seyredebilirsiniz. Nevşehir-Ürgüp karayolu üzerinde bulunan Uçhisar Kalesi turunuzun en önemli ziyaret noktalarından biri olmalı. Göreme Vadisi’ni tepeden görebileceğiniz kaleye üç farklı kapıdan girebiliyorsunuz ve bu kapıların üçü de tek bir salonda birleşiyor.

Kapadokya bölgesinde tek kullanılan mimar malzeme taştır. Volkanik yapısı dolayısıyla çok yumuşak ve işlenebilir olan taş, zamanla rüzgarla temas ederek daha dayanıklı hale gelerek, Kapdokya bölgesinin şekillenmesinde büyük rol oynamış.

Çok çeşitli uygarlıkların kendilerine dönem dönem tarihte yer buldukları Kapadokya Bölgesi, özellikle Bizans döneminde dinsel önem kazanmıştır. Bölgede vadilere serpilmiş 600’den fazla kilise bulunuyor. Karanlık Kilise, Tokalı ve Kızlar Manastırı Göreme Bölgesi’nde en çok ziyaretçi akınına uğrayan yerlerden… Kayaların oyularak yüzlerce kilise haline getirildiği Ihlara Vadisi’nde ise Eğritaş, Direkli ve Yılanlı Kiliseleri günümüze ulaşmayı başaran kiliselerden. Yörenin en büyük kilisesi olan Üzümlü Kilise ise Zelve Vadisi’nde bulunuyor. Bu vadide doğa yürüyüşleri yapabilir, bisiklet turları düzenleyebilirsiniz.

Kapadokya’da yaşayan ilk uygarlığı Hititler olduğu rivayet ediliyor. Kapadokya’nın Kızılırmak kıyı kasabası Avanos’da o zamandan bu zamana süre gelen bir takım adetlerinde onlardan kalma alışkanlıklar olduğu konuşuluyor, tıpkı çanak çömlek yapımı gibi. Kızılırmak’ın getirdiği kırmızı topraktan elde edilen seramik hamuru ile yapılan çanak-çömlek Kapadokya’nın geleneksel ürünleri arasında bulunuyor. Avanos’ta çanak-çömlek haricinde barlar, kafeler ve birbirinden güzel bahçeler de kesinlikle ilginizi çekecektir.

Yeraltında kalmış pek çok tarihe tanıklık edebileceğiniz Kapadokya’da gördüklerinize inanamayacaksınız. Tarihte yaşayan insanların ilkel bir hayat yaşadıklarını düşünüyorsanız eğer çok büyük hayal kırıklığına uğrayacaksınız demektir. Havalandırma sistemlerinde, çöp toplama mekanizmaları ile oluşturulan yeraltı yerleşim alanları tarihi merak etmeyenlerin bile ilgi odağı olacak. Hıristiyanların tehlike anında kullanmak için kurdukları yeraltı şehirleri güvenli yapıları ile ziyaretçilerde büyük hayranlık uyandırıyor. Derinkuyu Yer altı Şehri’nde 20 bin kişinin yaşadığı söylentisini yerini kimilerinin 100 bin kişinin yaşadığı iddiası alıyor. 18-20 kat olduğu bilinen yeraltı şehrinin yalnızca 8 katı ziyaret edilebiliyor.

Nevşehir’i birde gökyüzünden gezmek istemez misiniz? Nevşehir’in sembolü haline gelmiş balonlarla, yaklaşık 15 dakikada gezmeye vaktinizin olmadığı yerleri görecek, havadan göreceğiniz güzelliklere daha da hayran kalacaksınız.

İstanbul’dan arabayla 730 km olan Kapadokya’ya, Ankara’dan 267 km’de ulaşabilirsiniz. İzmir’den ise uzaklık 763 km…

İstanbul’dan yola çıkıyorsanız; Çamlıca-Kaynaşlı yolunu geçip Bolu Dağı’na vardıktan sonra, Gerede-Ankara otoyoluyla Kırşehir yoluna; ordan da Hacıbektaş-Avanos üzerinden Kapadokya’ya ulaşabilirsiniz.
Bölgeiçi ulaşımda minibüs ve otobüslerden faydalanabilir, dilerseniz otomobil ve bisiklet kiralayabilirsiniz. Taksi de bir diğer alternatifiniz.

Kapadokya’nın yöresel şaraplarından içmeniz, Cumartesi günleri kurulan Ürgüp pazarına gitmeniz, Türk-İslam sanatı eserlerini barındıran Hacıbektaş Müzesi’ni gezmeniz, Uçhisar Kalesi’nden muhteşem Nevşehir manzarısını seyretmeniz, Rengarenk kumaşlardan yapılmış Soğanlı Vadisi bez bebeklerinden satın almanız ve yöreye özgü testi kebabının tadına bakmanız önerilir.

Kategoriler: Tatil | Etiketler: , , ,

Tatil Cennetleri : Erdek

Yazar: admin 0 Yorum 22 Kasım 2011

Tertemiz bir hava, kuş sesleri, pırıl pırıl parlayan güneş, siz, sevdikleriniz ve Erdek’tesiniz.

Eğer İstanbul’dan gelecekseniz, Bandırma’ya gelen hızlı feribot seferleri ile 2 saatlik bir yolculuk yapacaksınız. Eğer aracınız varsa 15 dakika sonra Erdek’tesiniz. Eğer yoksa, Erdek minibüsleri ile ulaşımınızı rahatlıkla sağlayacaksınız. Hem şehrinize bu kadar yakın, hem de çok uzak hissedeceğiniz bir yerdesiniz şimdi… Erdek’te bulunan kesenize ve zevkinize uygun otellerden birini seçiniz. Otelinize gidiniz ve hazır olduğunuzu hissettiğiniz an ver elini Erdek…

Erdek’te uzun sahil bandında sabah uyandığınızda uzun yürüyüşler yapabilir, sporun ardından sizi bekleyen mis gibi kahvaltıya oturabilirsiniz. Kahvaltı alternatifleri kaldığınız otele göre değişebilir, eğer otelinizde kahvaltı yoksa Erdek merkezde sizi pek çok seçenek karşılıyor olacak. Ardından güneşlenmek üzere hareket edip, Erdek’in o tertemiz havası ve denizine merhaba demeye hazır olun.

Erdek’te uzaklarda yapacağınız tatilleri aratmayacak özellikler bulunuyor. Mesela canınız sıkılsa bile gidecek yer çok. Avşa ve Marmara Adası’na iskeleden kalkan tekneler ile ulaşabilir, bir gününüzü oralarda geçirebilirsiniz. Erdek koyunun en uzak noktasında bulunan “Dilek Tepesi”ne gidip, dilek dileyebilir ve Erdek’i en yüksek noktadan kuşbakışı izleyebilirsiniz. Erdek’in bol çeşitli pazarları da çok ilginizi çekecek eminiz. Erdek’te Hamamlı, Kirazlı Manastır, Muhle kalesi gibi tarihi kalıntılar ve Çeltikiçi, Belkız-Kyzikos harabelerini gezebilirsiniz.

Erdek’te gün batımını büyük bir keyifle izlerken, içinize çekeceğiniz deniz kokusunun yanında balık keyfi yapmayı da ihmal etmeyin!

Erdek’in içindeki Ocaklar Köyü, iklim özelliklerinden dolayı 300 metreye kadar fundalık, ağaçlık alanlar ile kaplı. Zeytin ağaçları, meşe, çınar, ıhlamur bölgenin tamamına yayılmış durumda. Bu manzara karşısında içinizi huzur kaplayacak, oradan hiç ayrılmak istemeyeceksiniz.

Erdek’te gece yaşamı da hareketli. Taverna tarzı eğlenceden, Türk Sanat Müziği eşliğinde bir çilingir sofrasına kadar pek çok alternatif var. Ben içkiden hoşlanmam derseniz eğer, Ocaklar’ın şirin çay bahçeleri sizi bekliyor.

Erdek’te zeytin ağaçlarının arasında yapacağınız tatilinizin sonunda, zeytincilikte Türkiye’deki en iddialı bölgelerden biri olan Erdek’in zeytin ve zeytinyağlarından almayı unutmayın.

Kategoriler: Tatil | Etiketler: , , , ,

Tatil Cennetleri : Ayvalık

Yazar: admin 0 Yorum 15 Kasım 2011

Deniz tutkunlarının gözdesi olan Ayvalık’ta yaz-kış bir başka yaşanıyor. Balıkesir’e bağlı bulunan Ayvalık’ta ki rum evlerinin mimarisi, rengarenk akasya çiçeklerinin kokusu, zeytin ağaçları arasında, sahilde ızgara balığın tadını çıkarmak Ayvalığın farkını ortaya koyuyor. Roma, Bizans ve Osmanlı kültürlerinin yaşandığı Ayvalık’ta, bu uygarlıkların izlerini hala daha görmek mümkün. Ayvalık’ta bulunan kiliseler, burada yaşayan uygarlıklardan kalma önemli eserler.

Cunda ya da Alibey Adası olarak bilinen adaya, her saat düzenlenen motor seferleri ile ulaşılabiliyor. Kilise ve manastırların bir araya toplandığı adada bulunan Taksiyarhis Kilisesi kiliselerin en büyüğüdür. Ayvalık’ı açık denizden ayıran Cunda’nın tepesinden boğazın ve adanın muhteşem manzarasını seyredebilirsiniz. Cunda’ya gitmişken, sıra sıra dizilmiş olan balık restoranlarında, meşhur Papalina, deniz mahsulleri ve Ayvalık’ın meşhur zeytinyağından yapılmış lezzetli ot yemeklerini denemelisiniz. Adada dikkatinizi çekecek olan Rum evleri, adanın tüm şirinliğine şirinlik katıyor. Çamlık Orman Kampı’nın yukarısına doğru giderseniz eğer, büyük bir kafes içerisinde şeytana ait olduğuna inanılan ayak izini görebilirsiniz. Eski bir lav birikintisinden oluşan bu bölgenin görünüşünün bir sofrayı andırmasından dolayı buraya “Şeytan Sofrası” adı verilmiş… Bu bölgeden Ayvalık’a tepeden bakabilir, huzur duyacağınız manzaranın karşısında saatlerce oturmak isteyebilirsiniz. Şeytan Sofrası’na güneşin batışına yakın gitmenizde yarar var, o manzara karşısında Ayvalık’a bir kez daha aşık olabilirsiniz

Sıcaktan bunalmayacaksınız.
Ayvalık Akdeniz İklimine hakim olan bir bölge olmasına rağmen, yaz aylarında sıcaktan kavrulup yanmanız mümkün değil. Lodos ve poyrazlara hakim olan beldede yazın sıcaklarında esen İmbat ve Meltem rüzgarları sayesinde serinletici bir havaya hakim olan Ayvalık’ta, kavrulmadan bir tatil geçirebilirsiniz. Ayvalık merkezden 8 km uzaklaştığınızda ulaşacağınız Sarımsaklı, kaliteli tesislerin bulunduğu bir bölgedir. 7 km uzunluğunda kumsal bulunan Sarımsaklı’da balık restoranlarına çok sık rastlayacaksınız. Yine ilçe merkezine 13 km. mesafede olan Altınova’da denize girmek için ilginç bir bölgedir. Ayvalık gece hayatının nabzını tutan Sarımsaklı’da, tarzınıza uygun eğlence mekanı bulabilirsiniz.

Ayvalık’a İstanbul’dan gitmek için öncelikle Balıkesir’e gitmeniz gerekiyor. Balıkesir’e gitmek için ise en kısa yol; Yeni kapı-Bandırma hızlı feribotuyla Bandırma’ya oradan da Balıkesir’e geçmektir. Balıkesir’e gelmişken Susurluk ayranının ve tostunun tadına bakmayı da unutmayın. Balıkesir’den sonra, İzmir yolunun devamında karşınıza çıkacak olan Ayvalık tabelaları ile kolaylıkla yolunuzu bulabilirsiniz. Ayrıca Ayvalık’a bütün illerde kara yolu ulaşımı vardır.

Kategoriler: Tatil | Etiketler: , , ,